Prens Harry ve Meghan Markle, pre- ve post-düğün dönemlerinde uzun süre yerel ve uluslararası kamuoyunu—kaosseverleri—Buckingham Sarayı’na karşı alacakları tavır konusunda meraklandırmıştı. Nihayetinde resmi açıklamada, çiftin kraliyet görevlerinden ayrıldıkları ve hatta Birleşik Krallık’tan da tamamen ayrılıp Kanada’ya yerleşecekleri belirtildi. ŞOK! ŞOK! ŞOK! Yoksa, birilerinin en başından beri spekülasyon yaptığı gibi Meghan gerçekten monarşiyi yıkacak bir proje miydi?
Günlerden bir gün, Berlin’de bir grup oturmuş, laflıyoruz. Biri heyecanla kalkıp televizyonu açıyor: “Harry ile Meghan bugün evleniyor!” Arkada canlı yayın düğün görüntüleri dönerken, grup içi bilgi aktarımında Birleşik Krallık’ın Amerikalı melez oyuncu gelin ile nasıl çalkalandığını öğreniyorum. Yıllar içinde YouTube’un drama kanallarında karşılaştıkça da merak ediyorum: Bu şiir başladığında, aktivist kimliğiyle monarşiye bir tehdit olarak sunulan Meghan Markle ve Majestelik unvanı geri alınan Prens Harry nasıl oldu da bugün birlikte “Royal Influencers” (kraliyet içerik üreticileri) figürlerine dönüştüler?
Bu bağlamda, bu yazı serisi, feminist perspektifin bazı ayrıcalıklı kadınlar tarafından—kendi çıkarları uğruna, mağdur edebiyatı inşasında—nasıl araçsallaştırıldığını merkezine alır. Üç bölümden oluşan dizinin ilk bölümü, uzun bir giriş yazısıyla bu teorik zemini hazırlarken; ikinci bölüm, sosyal medyadan edinilen bilgileri—iddiaları—kronolojik bir sırayla ele alarak çiftin geçmişten bugüne skandallarından bir seçkiyi değerlendirir; ve serinin üçüncü ve son bölümü ise çiftin meşhuriyet kültürü içinde kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair sosyolojik bir değerlendirme sunarken, özellikle onlara savaş açan meşhur İngiliz habercinin—Piers Morgan—yaşadığı medya krizini mercek altına alır.

Prens Harry’nin Ergenlik Travmaları Meghan Markle’ın Amerikan Rüyası Prenseslikle Birleşince
Bence, ben öyle hayal ediyorum: o gizli ikili kaçamak buluşmalarında monarşi eleştirileri gerçek bir “click” anıydı, ama bu karşı tavırla birlikte—karı/koca olarak—ne yapacaklarını bilemediler. Kim neyi hangi noktada yanlış anladı, kim kimi ne konuda gaza getirdi ya da “o kadarını da yapamazlar” dedi; bilemem ama Amerikan rüyasında prenses olmayı çok yanlış anladıkları kesin. Çünkü yapılan açıklamada, asıl gerekçenin çiftin İngiliz medyasının baskılarından bunaldığı, Prenses Diana’nın paparazzilerden kaçarken trajik ölümü açıkça hatırlatılarak söylense de, Harry ve Meghan’ın bütün hayatlarını kamuya açıp önce Oprah röportajında, sonra da Netflix belgeselinde paylaşmaları mahremiyet arzularıyla keskin bir tezat oluşturuyordu.
Yalnız bu kamuya açılmalar kendi özel hayatlarıyla ilgili değildi; erkek kardeş/kayınbirader, yenge/elti, baba/kayınpeder ve babaanne/kayınvalide şikayetleriydi: tüm İngiliz Sarayı, birleşmiş çifte karşı rahatsız edici davranışlarda bulunmuştu. Nasıl mı?

İlk bomba çiftin ünlü Amerikan televizyoncu Oprah Winfrey’le Mart 2021’de yayınlanan röportajlarında geldi. Harry ve Megan, her zamanki gibi, İngiliz medyasının ayrımcı söylemlerinden dert yandı ve eli arttırdı: Kraliyet üyeleri, çiftin bebeğinin ne kadar siyah doğacağını tartışmışlardı. Üstelik hem düğün hem de hamilelik sırasında gördüğü baskı nedeniyle Meghan’ın mental sağlığı zarar görmüştü, ama Saray’da kimse bunu ciddiye almamıştı. Şüphesiz, İngiliz monarşisinin ırkçı tavrı oldukça yankı buldu. Henüz hikâye Kraliyet gazetecileri tarafından detaylı aktarılmadığı için o zamanlar Harry ve Meghan’ın hâlâ dekolonyalist (sömürgecilik karşıtı) kamudan destek görebildiği günlerdi.
“Royal Influencer” Kimliğinde İlk Kırılma: Sempatiden Şüpheye Doğru
Ancak Aralık 2022’de 6 bölüm halinde yayımlanan Netflix belgeseli, ilk kez çifte karşı eleştirilerin daha ağır basmasına neden oldu. Belli ki belgeselin amacı çiftin Oprah röportajındaki iddialarını—arkasındaki süreci—çiftle ve çiftin yakın çevresiyle yapılan röportajlar aracılığıyla aktarmaktı. Fakat belgeselle ilgili sızan bilgiler ve kullanılan görüntüler çiftin samimiyet iddialarının keskin bir şekilde sorgulanmasına yol açtı:
1. Projenin başında aslında Oscar adayı ünlü yönetmen Garrett Bradley (Time belgeseli ile bilinen) vardı. Ancak çekim mekanı ve anlatının tonu gibi konularda çiftle anlaşamayınca yollar ayrıldı;
2. Yeni çekim ekibi de çiftin beklentileri karşılanmadığında sık sık zorluk yaşıyordu.
3. Ev içi çekimlerde çiftin evi kullanılmamıştı; bu durum, aile arşivlerinden alınan ve el kamerasıyla çekilen görüntülerdeki samimiyetle tezat oluşturuyordu.

Harry ve Meghan’ın en iyi bildikleri savunma yöntemi, konunun üstlerine düşen kısmıyla ilgili hiçbir açıklama yapmamaları ve hep kendilerini mağdur ettiğini iddia ederek “ötekilere” saldırma taktiği. En büyük ajitasyon da şüphesiz annesini paparazzilerden kaçarken kaybeden bir erkek çocuğunun karısını benzer bir medya baskısından korumaya çalışması. İşte bu noktada, herkes tek yürek tek bir şeyi merak ediyor: O zaman siz neden her A-List Hollywood etkinliğine katılmaya çalışıp üstüne platformlarla dijital içerik sözleşmesi yapıyorsunuz?
Platform Ekonomisinin İngiliz Kraliyeti Mağduru İçerik Üreticileri
Harry ve Meghan güvenlik gerekçesiyle Kanada/Vancouver’dan ayrıldıktan sonra ABD’ye sığınıp Los Angeles’a yerleşti. Kraliyet görevlerinden ayrıldıkları için koruma sağlanmadığı gibi, artık saray bütçesinden de gelirleri kalmamıştı. Onlar da ellerini Hollywood’a uzattılar. Meghan Markle, Suits dizisindeki yan karakter rolünden öteye taşıyamadığı endüstri bağlarını şimdi kocası “the” Prens Harry ile kurdukları Archewell (Archie) Vakfı üzerinden geliştirmeyi umuyordu.

Kâr amacı gütmeyen, hayır işleri, sosyal sorumluluk projeleri, ruh sağlığı çalışmaları ve dijital dünyada zorbalıkla mücadele gibi alanlarda faaliyet gösteren vakıfla aynı isimde bir de prodüksiyon şirketi açtılar: Archewell Productions. Hedefler, çiftin medya sektöründeki ticari faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürütmek ve platformlara audio/video içerik üreterek para kazanmaktır. Ancak işler çift için yine sarpa sardı.
Spotify anlaşmasının gereklerini yerine getirememeleri, ziyaret etmeleri protesto edilen ülkeler, Harry’nin Spare (yedek) başlıklı bir kitap yayımlayıp burada Afganistan’da Taliban askerlerini öldürdüğünü anlatması, yine Harry’nin savaş gazileri için kurduğu Invictus Games’de ve diğer sivil toplum kuruluşlarında kara para/mali usulsüzlük şüphesiyle açılan resmî mali soruşturmalar. Kral Charles’ın oğlunu mahkemeye vermesi, Netflix’e çetikleri Polo belgeseli tutmayınca “with love, Meghan” lifestyle programının yayına alınması ve Netflix’in Meghan’ın hem kurduğu hem de bu programda tanıtacağı “As If” markasına ortak olacakken ürünlerin ikinci el çıkması derken, elimizde geniş bir skandal yelpazesi var.
Özellikle çiftle yollarını ayıran eski çalışanların aktardıkları, saraya yakın kaynaklar tarafından da paylaşılan başka hikâyelerle doğrulandıkça, Harry ve Meghan’a karşı Kraliyet’in yanında saf tutan tavrın net bir şekilde hem İngiliz medyasında hem de sosyal medyada kitleselleşmesine yol açtı. Yıllar geçince anlıyorum ki meğer bizim bol gıybetle izlediğimiz o canlı yayının arkasında düğünün öncesi–sırası–sonrasında bolca kan, ter ve gözyaşı varmış. Çiftin medya stratejilerinin perde arkasında ne kadar büyük bir kontrol savaşı dönse de—her olumsuz yorumda çift, bir yardım kuruluşu etkinliğinde mikrofonu eline alarak kendini açıklamaya çalışsa da—artık İngiliz halkı bu mağdur edebiyatından sıkılmış durumda. Özellikle Kraliçe Elizabeth’in ölümünden sonra, Birleşik Krallık’ta çifte karşı büyük bir hayal kırıklığı ve öfke var. Nasıl mı? Yazı dizisinin gelecek bölümünde.
Harry ve Meghan vakasının devamını kaçırmamak için takip et! → @museumbuzzy
#MeşhuriyetKültürü #NeoliberalKültürEndüstrisi #HarryMeghan



