#ReadMoreBooksThanBlogs

@museumbuzzyy — and Just *not Another Blog* LIKE that

kaleme alan E.M.H.

Müzik, Işık ve Perde: Sonunda başlıyorum!

“Sonunda başlıyorum,” diyorsun. Yüzündeki gülümseme sahici. Farkındasın, çünkü hazırsın. “Çekincelerinizi bertaraf eden ne oldu?” diye soruyor terapistin. Öyle ya, bu odada defalarca planladığın, sonra da hep ötelediğin o hikâye anlatıcılığına başlıyorsan, bir şey olmuş olmalı.

artık anlatmaya başlamak

Bıçak kemiğe dayandı diyemiyorsun. Çünkü sana bu kararı “sonunda” aldıran tek bir olay yaşanmadı. Her şey üst üste eklendi. Yıllarca denedin. Konuştun, olmadı; mesafelendin, olmadı; hatta görüşmeyi kestin ama yine olmadı. Hâlâ zihninde geniş bir yer kaplayarak gündelik hayatına müdahale ediyorlar. Bundan kurtulmanın tek bir yolu var: artık anlatmaya başlamak.

Gerçi sen olanı biteni pek de kendine saklayan biri hiç olmadın. Gerek sosyal çevrende gerek de işlerinde yaşadıklarını hep sansürsüz anlattın. Belki anlatmadığın şeyler de oldu ama anlattıklarını hiç sansürlemedin. Bu yüzden en ilgi çekenleri de hep flört uygulamalarından hikâyeler oldu. Bekârı belki bir şeyler öğrenirim diye, evlisi Allah bizi bunlardan korusun diye diye dinledi. Her muhabbetin sonu aynı yere bağlandı: Podcast çek! Bunu duymaktan o kadar çok sıkılmıştın ki artık bir noktada “podcast çekilmez; ses olduğu için kaydedilir” diye düzeltmeyi bile bıraktın. Gerçi önce “YouTube kanalı aç, hem tanınırlığın da artar” demişlerdi ama sen gün içinde görsel malzemeyle yeterince uğraştığın için bunun sana zevk vermeyeceği bahanesine sığındın hep. Oysa sen en başından beri yazmak istiyordun. Projelerini anlatmak, görsel işlerini tanımlamak ve e-posta yollamak dışında yazıyla hasbehal olmak istiyordun özünde. Fakat işte çekinceler…

o can kırıklarını unutmak mümkün mü?

Terapistin kaygı kelimesini bilerek kullanmamıştı çünkü yazmanın değil de yayınlama kaygısının üzerine seanslarca konuşup buradaki başarılı/başarısız ölçütlerinde izleyici beğenilerinin yerini kişisel tatmin ile değiştirmiştiniz. Çekince, anlatmak istediğin hikâyelerle yüzleşmene dairdi. Gerçekten bu karmaşık ilişkileri yeniden hatırlamak istiyor muydun? Fakat, son Merkür retrosu sana hatırlattı ki, şairin de dediği gibi, o can kırıklarını unutman zaten mümkün değil.

Astrolojiye olan ilgine her daim sessiz kalan terapistin yine tavrını koruyor, ama insanların neden seni özlediğini artık anladığını söylediğinde, kalemi not defterinin üstünde hareket etmeye başlıyor.

İşlerine yarıyorum çünkü. Hepsi benden bir şeyler alıyor. Bunlar somut ya da maddi karşılığı olan şeyler değil, çoğunlukla. En basitinden, kimseye anlatamadıkları dertlerini dinliyorum. Dramalarıyla zamanımı çalıyorlar. Geçen biri aradı, diyor ki “Sen bilirsin, müze nasıl kurulur, anlatsana.” Küratörüm diye Bakanlığa gidip başvuruyu ben yaptım sanıyor herhalde. Elinde birtakım antikalar olan bir arkadaşı varmış, küçük bir yer tutup müzeye çevirebilirler miymiş. İlgili kanun maddesini söyledim, açıp baksın. Onu bile arama motoruna yazmamış da bana soruyor.

Susuyorsun. Bir an yine o kadın olmadığını hatırlıyorsun: “Kimse de bensiz hiçbir şey yapamıyor ayol!” diyen o kadın. Kendini etrafınakiler için “lüzumlu” konumlandırarak toplum tarafından kabul göreceğine inanan, o mentali bozuk kadın olmadığın için mutlusun. Zaten senin derdin doğrudan kadınlarla ya da erkeklerle değil; toplumsal cinsiyet ya da cinsel kimlik fark etmeksizin ataerkil toplumsal yapının aksını yansıtan bireysel davranışlarla. Çekincelerini bertaraf eden de bu.

Bu güç oyunlarının da artık görünür olması lâzım. Herkes manipülasyonu erkeğin kadına uyguladığı şiddet açısından ele alıyor da gündelik hayatta—aile içinde, okulda, iş yerinde, sokakta ve farklı kurumlarda—sınır ihlallerini nasıl normalleştirdiğini kimse konuşmuyor. Ne yapalım? Bunu anlatmak da bana kaldıysa, onu da ben anlatırım. Ama yazarak.

[at]datingship – flörtün -de hali

Peki, blog yazılarınıza bir isim düşündünüz mü?

Evet, [at]datingship — hashtag yerine [at] çünkü sürekli flört etme halini anlatıyor.

Yeni bir kavram mı?

Öyle de diyebiliriz; ben uydurdum. Şöyle: Zannediliyor ki flört sadece romantik ilişkilerde var. Ya da gizli aşklarda. Ben buna katılmıyorum. Flört bazıları için bir iletişim biçimi. Herkes beni sevsinci kadınlardan da çok çektim ben, biliyorsunuz. Toplum tarafından yadırganmamak için hep beni dizginlemeye çalışırdı çevremdekiler. O malum hikâye işte. Meyhanede laf atan çalgıcılarla tartışamadım; neymiş, o mekân onların çok sık gittiği bir yermiş. Demiyorlar ki burada benim arkadaşımı taciz ettiler; bu mekâna bir daha gelmemeliyim. Ertesi gün ama hepsi seri paylaşımda, “Ozan Güven, sen ne kötü bir adamsın.” Bu güç dengeleri hep o flörtöz oyunlar işte. Bence yani. Hep o sevilme arzusu. Ama daha çok ve daha çok sevilme. Nihayetinde, the Like Society.

Anladım. Geniş bir perspektiften yaklaşıyorsunuz kavrama. Yine kendinize has tarzınızı ortaya koymuşsunuz. Nerede yazacaksınız, onu da düşündünüz mü?

ummadık candan yardım

Evet evet. Kendi blogumu açmayı düşündüm önce. Burada Berlin’de hem Kadıköy çevresinden hem de çalıştığımız benzer alanlardan dolayı sürekli görüşmediğim ama sık sık karşılaştığım ve sohbet ettiğim biri bu işlerden anlıyordu. Ona sordum. O da meğer bu aralar blog sayfasını freelancer platformuna dönüştürüyormuş. İstersen hiç teknik meselelerle uğraşma, gel burada yayınlayalım, dedi. Ben de kabul ettim.

Ne güzel, hiç beklemediğiniz bir yerden bir yardım almışsınız.

Değil mi? Onu hiç düşünmemiştim. Evet, doğru. Bunu olumlu bir işaret olarak değerlendirebiliriz belki?

Gülümsüyorsun. Konuyu fırsatını bulduğunda yine mistik bir tarafa çekmen terapistini de gülümsetmişti.

Bu arada, nasıl yazacağımı da buldum!

Öyle mi? Bu da çekincelerinizi bertaraf eden bir etken olabilir mi?

Olabilir. Çünkü ne anlatmak istediğimi biliyordum ama nasıl yazacağım konusunda kararsızdım. Yıllar önce katıldığım yazı atölyesindeki notlarımın üstünden geçtim. Oradaki birkaç okuma ilham oldu diyebilirim. Yani farklı yazım stillerinden çeşitli unsurları “bir sanatçı gibi araklayarak”, teşekkürler Austin Kleon, kendi dilimi oluşturdum diyebilirim.

Ertesi hafta görüşmek üzere sözleşiyorsunuz.


Readers who read this post also read:

let’s stay connected!

keep exploring

view my services

check my blogging