Modern İlişki İmtihanı

#readingbuzzy

Dolly Alderton

Hayaletler

Mundi, 2025

Dolly Alderton – Hayaletler kitabı, yazarın çok okunanlarda ses getiren (benim henüz okumadığım) ‘Aşk Hakkında Bildiğim Her Şey’ başlıklı otobiyografik ilk kitabından sonra, yine romantik ilişkiler üzerine. Ancak bu sefer, kurmaca türüne geçerek.

Başarılı kariyeri, Londra’da kendine ait evi ve tercih edilmiş bekârlığıyla 30’larının başlarındaki Nina Dean’in farklı hayat tarzlarına sahip kız arkadaşları, yaşlanan ve rahatsızlanan aile bireyleri ve situationship içinde sıkıştığı flörtüyle verdiği yetişkinlik imtihanına hoş geldiniz.

Daha ilk bakışta, kitabın kapak tasarımından hikâyeyi anlıyoruz:

Çevrimiçi tanışma uygulamaları, alakasız birkaç cümle ve minik bir profil fotoğrafıyla tanınan müstakbel partnerler, anlamsız sohbetler ve kendi duygularından kaçanlarla yaşanan ilişkilerin kaçınılmaz sonu: “Hayalet”e dönüşen eski sevgililer…

 — arka kapak

Başarıları Görünmez Kılan “Bekâr Kadınların Çok Boş Zamanı Vardır” Miti

Nina, Londra’da doğmuş büyümüş, üniversite mezunu, başarılı bir yemek kitabı yazarı. Yayınlarının yanı sıra gazetede köşe yazıyor ve markalarla iş birliği yaparak yeni tarifler geliştiriyor. Henüz 30’larının başında, şehir merkezinde kendi evini alacak kadar finansal özgürlüğe sahip. Peki ya biri hayatının aşkını arayan, diğeri ikinci çocuğuna hamile en yakın kadın arkadaşları ve ailesinin gözünde durumu ne?

Aslında Nina’nın canını en çok sıkan konulardan biri bekâr kadınların bol boş zamanı olduğu miti. Ya da en yakın arkadaşlarından biri olan Katherine’in açıkça söylemese de ima ettiği üzere, çocuk bakmayan kadının işsiz olduğu inancı. Annelik tabii ki bir tercih ama bunu tercih edenin kendi kararının sorumluluğunu almaması, yetişkin kadın arkadaşlığında çoğunlukla bir kopuş getirir. (Bunlar hep yaşandı, tecrübe edildi.) Nina, bir yandan yedi yıllık ilişkisinin ardından yeniden kendini bulmaya çalışırken, bir yandan da bu toplumsal beklentiler ve dostluklarındaki eksen kaymalarıyla baş etmeye çalışıyor. Bu sırada da kendini dijital dünyanın vahşi batısında buluyor: online flört uygulamaları.

Bir arkadaşlığın sonunun geldiğinie dair gözle görülür tek bir uyarı işareti varsa, o da o kişiyle yalnızca sinemaya gitmek istediğinizi fark ettiğiniz andır. Ama akşam yemeği ve sinema değil. Özellikle geç bir saatte başlayan gece senasına 10 dakika kala Leicester Square Odeon’ın önünde buluşup fragmanlar sırasında hızlıca olan biteni konuşmak ve film biter bitmez, barlar kapanmak üzere olduğu için bir bahane bulup hemen dağılmak. Uzun zamandır birlikte olduğunuz erkek arkadaşınızla artık seks yapmak istememenin arkadaşlık versiyonudur bu.

 — Dolly Alderton, Hayaletler, Mundi, 2025

Dijital Flört Marifetlerinden Belirsizliklere

Online flört uygulamaları, Nina için uzun ilişki sonrasında bir nevî sahalara geri dönüş niteliğinde. Bu alanda mihmandarı ise en yakın kız arkadaşlarından biri olan Lola. Henüz hiçbir erkek arkadaşa sahip olmasa da, yıllardır bu uygulamalarda edindiği acı tatlı deneyimi Nina’ya aktarıyor. Ancak Max, beklenmedik bir şekilde bir anda, hiçbir tavsiye dinlemeden Nina’nın hayatının baş köşesine kuruluveriyor. Üstelik bu tanışma, Nina’nın Alzheimer teşhisi konulan babası ve babasının bakımıyla baş etmekte zorlanan annesine yoğun ilgi göstermesi gerektiği bir zamana denk geliyor.

SPOILER ALERT — yazının bundan sonrası kitabın sürprizini bozabilecek bilgi içerir.
➡️ İşaretini aşağıda takip ederek ilgili bölümü atlayabilrsiniz.

Geçmişten Geleceğe Uzanan Hayaletler

Öte yandan, Nina’nın peşine hayaletler, tahmin edileceği üzere en temelde, bir yandan yeni flörtün onu görmezden gelmesi, bir yandan da Alzheimer teşhisi konulan babasının hafızasının zayıflamasıyla takılıyor. Fakat kız arkadaşlarıyla eski mutlu günlerine özlemi ve annesinin yaşlanmaya karşı direnmesiyle Nina’nın zihnindeki hayaletler hem çoğalıyor hem de katmanlanıyor. Üstelik gündelik hayat koşturmacasında hepsi farklı alanlarda birden bire ortaya çıkarak iç içe geçiyor. Örneğin, eskiden kitap lansmanlarını büyük bir parti olarak organize ederken, artık yakın arkadaşlarının ve ailesinin katılamayacağını bildiği için daha çok basın etkinlikleri olarak planlıyor.

Dolly Alderton - Hayaletler: Modern İlişki İmtihanı

Nina, Max ve Modern İlişki İmtihanı

Bu çerçevede, kitapta kavram olarak hiç değinilmese de (bir puanı oradan kırdım) bir aradayken gereğinden fazla yüksek ama bir anda ortadan yok olan bir adam portresiyle Max, Nina’yı bir durumun içinde tutuyor ama Nina her ne kadar bunu netleştirmek istese de bu durumun adını koymuyor. Zaten iki kişi arasında yaşanan ‘ilişkiyi’ belirsizleştiren ve ona situationship tanımı koyduran da bu kaçıngan tavır. Yani, iki kişi kendi rızalarıyla ‘adı konmamış bir ilişki’ (situationship) içinde olmazlar. Taraflardan biri diğerini belirsiz bir süreliğine, farklı oyalama taktikleri (bahaneler) ile sevgili gibi olma halinde kalmaya zorlar. (bknz. manipülasyon, duygusal / cinsel sömürü ve psikolojik şiddet.) Eğer her iki taraf da geleneksel anlamda romantik bir ilişki istemiyorsa, zaten ortada ‘birlikte takılmak’ için bir mutabakat vardır. Takılma ile geleneksel romantik ilişkinin sınırı, en belirgin haliyle, tarafların birbirlerine karşı sorumlulukları hattında çizilir. Örneğin, sevgisini cömertçe belli eden Max’ın günlerce aramaması takılma kültüründe olağan bir durumdur. Ancak geleneksel romantik ilişkilerde çiftlerin düzenli haberleşmesi toplumsal bir beklentidir.

İyileştirilemeyen Kırılgan Erkeklik

Nina ve Max arasındaki ilişkiye nereden bakıldığı kitaptaki hikâyenin ana derdini anlatmak açısından önemliyken, çağdaş flört kavramlarının yeterince tartışılmaması karakterlerin yeterince derinleştirilememesine neden olmuş. Örneğin, Nina’nın Max’i merak etse bir türlü, merak etmese başka bir türlü endişelenmesi sadece bir flörte duyulan özlemi ya da kırılganlığı temsil etmiyor. Babasının hafızası, bir anlamda babası ellerinden kayıp giderken, Nina, hayatında bir şeyi düzeltebileceğine inanamak istiyor. O da babasından yaralanan Max’i iyileştirmek olarak ortaya çıkıyor. Max’a her ulaşamadığı zaman mutlu günlerden kalma ailesinin hayaletiyle de karşılaşması bu yüzden.

Anneme Max’ten bahsetmedim. Kaderle çocuksu pazarlıklara girişmiştim ve Max’in kaybolduğunu ne kadar çok kişiye söylersem, geri dönme ihtimalinin o kadar azalacağına karar vermiştim. Onu hayatımda tutmak için elimden geleni yapıyordum. İlk zamanlardaki mesajlarımızı tıpkı bir tiyatro oyunu okur gibi okuyordum. Onun temelli gittiğini kabullenmektense, yarı ölü bir versiyonuyla yaşamayı tercih ediyordum.

 — Dolly Alderton, Hayaletler, Mundi, 2025

➡️ SPOILER BİTTİ— yazının bundan sonrası kişisel değerlendirme içerir.

Ataerkil Flört Uygulamaları

Hikâyenin akışına dair bir diğer küçük ama etkisi daha büyük olabilecek eleştirim de Nina’nın hemen ilk date ile bir şeyler yaşamaya başlaması. Oysa online flört uygulamalarının arkasında eleştirilebilecek ve dolayısıyla okuyucuya anlatılabilecek bir dolu ataerkil hikâye var. Keşke Nina uygulamada geçirdiği süre boyunca bunları da feminist perspektiften tartışsaydı. Zira burada tüm altyapı, kullanıcıyı ekstra ücret ödemeyi arzu ettirecek servisler üzerine kurulu. Mesela, eşleşmediğiniz birinin mesaj kutusuna doğrudan fotoğraf gönderebilmek gibi… Erkeklerin kadınlara yolladıkları “posta güvercinini” tahmin edebiliyorsunuzdur.

Bütün bu gösteriye genelde alaycı gözlerle bakmamıza ve iğneleyici yorumlar yapmamıza rağmen Lola’nın içten içe bunu yaşamak istediğini hep unutuyordum. Aslında tam tekmil bir prodüksiyon istiyordu. İlginin odağı olmayı, hediye listelerini, ilahileri, bekâlığa veda partisini, çardağı ve hatta meyveli, kahveli, limonlu ve çikolatalı katları olan pastayı da istiyordu. Bir adamın babasından onu istemesini istiyordu. Soyadını bırakıp, birinin onu seçtiğini kanıtlayan bir soyadı almak istiyordu. Arkadaşlarım bir bir evlenmeye başladığında babam, “Birinin gerçek politik görüşünü ancak düğününde öğrenirsin,” demişti. Ne kadar haklı ve bilgece bir sözmüş.

 — Dolly Alderton, Hayaletler, Mundi, 2025

Bitirirken: Modern Flörtün “Prototip” Yalnızlığı ve Israrın Anatomisi

Hikâyenin bütününe baktığımızda, Nina’nın Max konusundaki ısrarı bir noktadan sonra okur için rasyonel bir zeminden uzaklaşıyor. Keşke yazar, araya birkaç “fecaat” ilk randevu (first date) serpiştirerek modern erkekliğin o tuhaf satış tekniklerini bize daha çok gösterseydi. Uygulama havuzundaki seçeneklerin ne kadar sığ, ne kadar “prototip” ve ne kadar ruhsuz olduğunu salt betimsel değil diyaloglarda üzerinden daha derinden okuyabilseydik, Nina için Max’ın neden bu kadar “ısrar edilebilir” olduğunu daha iyi temellendirebilirdik.

Şu anki haliyle, Nina’nın Max’e tutunma sebebi ne yazık ki o meşhur “yaralı erkek” imajından öteye gidemiyor. Kadınların, kendi hayatlarındaki eksik parçaları (Nina’nın durumunda bu, ellerinden kayıp giden babası) bir erkeği “iyileştirerek” tamamlama refleksi, kitabın en hüzünlü ama bir o kadar da eleştiriye açık noktası. Max, aslında Nina için bir partnerden ziyade, kontrolü yitirdiği hayatında “tamir edebileceğine” inandığı son kale gibi duruyor.

Sonuç olarak Hayaletler, sadece bir “ghosting” hikâyesi değil; otuzlu yaşların getirdiği o görünmez yalnızlığın, dijitalleşen dünyanın mekanikleşmiş nezaketsizliğinin ve her şeye rağmen “görülme” arzusunun bir dökümü. 

***

Nina’nın eski erkek arkadaşıyla kopmayan bağı, alt komşusuyla sorunlu ilişkisi ve soramadığı kendi hesabını başkalarının hayaletlerinden çıkarmasıyla Dolly Alderton’ın Hayaletler kitabı çağdaş kadınlık hallerini daha farklı perspektiflerden de inceliyor. Hepsi tek bir yazıya sığmayacak kadar farklı ama bir o kadar tanıdık — bizde de yaşandı, bitti saygısızca — deneyimler.

Nihayetinde, Dolly Alderton – Hayaletler kitabı günümüz modern ilişki imtihanında aşkı değil, ama aşk kavramı etrafındaki yeni toplumsallaşmayı irdeliyor. (bknz. @datingship)

📌 Eğer kitap hakkında daha detaylı düşünmek ve bir online etkinlikte buluşup konuşmak isterseniz, bu postun altında buluşalım.

let’s stay connected!

keep exploring

view my services

check my blogging